Nihayet seçimler yapıldı ve bir dönem kapanırken bir dönem açıldı. Türkiye’yi yeni ve zorlu bir süreç bekliyor. Bu sürecin de inşallah ülkemize ve tüm bölgemize barış ve huzur getirmesi dileğimle seçimlerin herkes ve hepimiz için hayırlı olmasını diliyorum.
Bu seçimde olabildiğince kendimi siyasetin “kirli oyunu” dışında tutarak sansasyon ve polemik oluşturacak yazı ve yorumlardan kaçınarak “tarafsız” bir gözlem yaptım. Yapmış olduğum gözlemlerimi “dost meclislerinde” paylaştım. Her ne kadar bazı dostlarım “at gözlüğü taktığımı” düşünse de ben süreci “iyi okuduğumu” düşünüyordum ve yanılmadığımı da görmüş oldum.Seçim sonuçları üzerinden yazıma devam edeyim. Bu sonuç Türkiye için bir dönemin bittiği ve bir dönemin başlangıcı olduğu gibi “çok sesli” bir meclisin teşekkülü bakımından da olumlu bir sonuç ve bu sonuçların meyvesini önümüzdeki dönemlerde çıkacak yasalarda alacağımızı düşünüyorum. Birçok yasa iki partinin çoğunluğu esasıyla meclisten geçebilecekken birçok yasa için de (Anayasa değiştirme gibi) toplumsal mutabakat dediğimiz mecliste temsil edilen partilerin “ortak noktada buluşmasının” önünü açacak. Demokrasimiz adına bu bir kazanımdır.
Ak Parti seçimin galibi olmakla birlikte Türkiye Geneline bakılınca (bariz bir düşüş olmamakla beraber) seçmenler tarafından uyarılmış ve “sarı kart” görmüştür. Yeni süreçte Erdoğan, bu düşüsün sebeplerini ilgililerine soracaktır kuşkusuz.
Diyordum ki Ak Parti vekil anlamında mecliste tek başına çoğunluğu alamaz. 280 üzeri e 300’ü çok geçmeyecek bir vekil ancak çıkarır diyordum. Ayrıca seçim sonrasında da MHP ile birlikteliğini sürdürmesi gerektiğini düşünüyordum. Sonuç itibarıyla bu öngörümde gerçekleşmiş oldu.
CHP için Muharrem İnce faktörüne de bakarak Türkiye geneli Yüzde 33 olabilir diyordum ki bu öngörümde İnce için yaklaşık sonuç olmakla birlikte genel itibarıyla beklediğimin altında gerçekleşti. CHP’nin yanlış “strateji” izlediğini CHP’li seçmenlere bakınca da görebiliyoruz. Belki ilk başlarda İnce’nin böyle bir ivme yakalaması düşünülmüyordu. Hesaplar Akşener’in ikinci tura kalması ve ikinci turda Akşener’in desteklenmesi üzerine idi. Ancak Muharrem İnce, CHP’yi ters köşe yaparak kendine has “samimiyeti ve sempatikliği” ile kamuoyu tarafından büyük bir ilgi gördü. Bu bakımdan da her ne kadar ince kaybetmiş olsa da orta ve uzun vadede kazanan İnce olmuştur ve önümüzdeki süreçte CHP’nin başına geçmek için yeni bir çalışma yürüteceği açıktır…
Diğer yandan tüm öngörüler HDP’nin barajı aşıp aşmamasına endeksli iki türlü bir seçenekle sonuçlar tahmin edilme yönüne gidiliyordu. Bu arada yeri gelmişken geçen bir dostumun bayram ziyareti için gittiği doğu illeri izlenimlerini dinlemiş ve doğrusunu isterseniz çok tedirgin olmuştum. Arkadaşım doğu ve güney doğuda HDP’nin çok yüksek oy oranıyla barajı aşacağını aktarmıştı. Bende aynı kanatta idim lakin sonuçta açık ara bir durumun söz konusu olmayacağını düşünüyordum. Haliyle Demirtaş’ın da “mazlum” pozunda seçmenlerden daha yüksek bir oy beklentisi vardı o da gerçekleşmedi. Halk HDP’yi meclise gönderdi. Gönderirken de aslında “barış ve huzur” istediğini, gerginlik istemediğini dolayısıyla da mecliste meşru siyaset yapılması isteğini dile getirdi…
Geçenlerde siyaset bilimleri ve sosyolojik tespitleriyle görüşünü önemsediğimiz bazı dostlarıma oturduğumda da ben bu seçim sürecinin Türkiye’nin önünü açacağını ve çok partili bir meclis beklediğimi ve Erdoğan’ın ilk turda seçileceğini söylediğimde bana karşı çıkmışlar ve “siyaseti ve gelişen konjöktörü iyi okumadığımı” iddia ederek “Türkiye’de bir değişim düşünüldüğü ve bu değişimin Erdoğan’la olmayacağını” belirtmişlerdi, elbette ki yanıldılar…
Türkiye bildiğimiz sosyolojik ve ekonomik tanımların dışında bir ülke. Dolayısıyla da başka bir ülke ile kıyaslanamayız. Türk seçmeni kumar oynamaz ve belirsizliğe oy vermez. İyi ya da kötü işleyen bir düzen varken işi şansa bırakmaz. Belirsizliğe değil istikrara oy verir. Aslına bakarsanız seçmenin bir bakıma da “eli mahkum”. Şöyle ki;
Seçmenlerin hemen tamamı değilse bile büyük çoğunluğu bankalara şu veya bu şekilde borçlu. Geleceğini uzu vadeli ipotek etmiş. Ev almış, araba almış. Üç beş yıldır ödediği borcunun akıbetini düşünmek zorunda idi ve nitekim öyle oldu.
Malatya için ilk başlarda düşüncem 3 – 2 – 1 şeklinde idi. Ne var ki MHP aday belirleme süreci sonrası bu fırsatı kaçırmış oldu. Ak Partiye kızan seçmenin MHP’ye yöneleceği düşünüldüğünde seçmene sunulan “düşük profilli” adaylar yüzünden kızgın seçmen de yeniden kerhen bile olsa Ak Partiye yöneldi.
İyi Partinin MHP ve Ak Parti tabanından çok oy alamadığını gördük. Her ne kadar rakamsal olarak büyük bir ivme yakalayıp barajı aşmışsa da beklentilerin ilk başlarda daha yüksek olduğu hesaba katıldığında bana göre bu başarı yeterli gözükmüyor. Yeni kurulan bir partinin seçimlerde barajı aşabilmesi şüphesiz ki büyük bir başarıdır ancak yeterli değildir. Kendilerini ezici bir çoğunlukla ilk turda değilse bile ikinci turda seçileceğini ve yüksek perdeden Erdoğan’a yönelik eleştirileri halk nezdinde kabul görmedi. Akşener’in kişisel oyları benim beklediğim sonuçlarla aynı idi fakat partisinin ilk seçimde meclise girmesi demokrasimiz adına bir kazançtır. Önümüzdeki günlerde İyi parti de belki başka bir liderle yoluna devam edecektir.
Türk seçmeni, kavga değil barış dili istiyor. Seçmen laf değil proje bekliyor ve istiyor. Bu bakımdan Türkiye’nin önünü açacak bir projeyi muhaliflerin hiç ama hiç birinden duymadık. Aksine var olanları satma ve kapatma vaadi ile oy alacaklarını sandılar ve fena halde yanıldılar.
Merhum Erbakan’nın varisi olduğu söylenen parti ve lideri Karamollaoğlu, CHP seçmenine göz kırparak Erdoğan karşıtlığı üzerinden prim yapabileceğini düşündü. CHP ve muhalif kanalların kendisini parlatmasının gazına gelerek temsilcimsi olduğu mahallenin dili ile değil karşı mahallenin söylemi ve “jargonuyla” seçmen karşısına çıktı ve tabiri caizse çakıldı.
Sözü fazla uzatmadan yazımızı sonlandırırken Ak parti almış bu yetkiyi ve seçmenlerin uyarısını doğru okuyacağı ve gelecekte aynı “yanlışlarda” ısrar etmeyeceği ümidindeyim. Gerek Binali Yıldırım’ın ve gerekse de Erdoğan “kuşatıcı” konuşmaları bunun ipucunu verdi. Aynı şekilde Sayın CHP lideri İnce’nin benzer nir üslupla halkın karşısına geçmesi ve “yarışa devam” mesajı vermesi önümüzdeki günlerde CHP’de yeniden suların ısınacağının habercisiydi…
Seçim yapıldı ve bitti. Bu seçimin tek galibi milli irade ve demokrasimiz olmuştur. Kaybedeni olmayan bu seçimde asıl iş bundan sonra başlıyor. Ak Parti yeniden “demokrasi” “insan hakları” ve “sosyal adalet” kavramını yeniden değerlendirip bu yönde adımlar atmaya başlamalı. Rövanşist bir tutum ve söylemden şiddetle kaçınarak daha kuşatıcı bir mesajla halkı kucaklamalıdır.
Yeni sürecin ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini diliyorum. Halkın oylarıyla meclise giden tüm adayları tebrik ediyor ve başarılar diliyorum…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder