Bu adımın getirisi olduğu kadar siyasi riskinin de olduğu göz önünde bulundurulduğunda AK Parti hükümetinin aldığı bu kararın ülkeyi ya barış ve huzura götüreceği, yada kaos ve kargaşaya sürükleyeceği başından beri biliniyordu. Temennimiz ilkinden yana olması ve öyle olacağının emarelerini de görmeye başladık diyecektim ki yine ve yeniden karamsarlığa doğru sürüklenmeye başladık.
Daha önce “Habur Olayı” diye bilinen süreç akamete uğramış ve uğratılmış sonrasında hükümet barışa olan ümidini ve inancını yitirmeyerek Oslo’da bir dizi görüşmeler yapmıştı. Oslo görüşmeleri Habur’da yaşanan “yol kazası” gibi sekteye uğratılmaması için kamuoyundan gizli tutulmuştu. Gizliliği Oslo tutanaklarının kamuoyuna sızdırılmasıyla ortadan kaldırılarak süreç sabote edilmeye çalışıldı. Sızdırma girişiminin ardından barışa dinamit koyan malum çevrelerin hesabı halk tarafından geri çevrildi. Halk her şeye rağmen sürecin ilerlemesi için gerekirse görüşmelerin yapılabileceği noktasında hükümetin elini güçlendirdi…
Her şey göz önünde belirli periyotlarla ilerlerken bazı çevreler bu gelişmelerden rahatsız oldular. Kaos, kargaşa ve savaş ortamından daha doğrusu kandan beslenen asalak takımı elinden gelen her hinliği yapmaktan geri durmadı.
Yine geçtiğimiz günlerde gerçekleşen ve üstelik Avrupa’nın orta yerinde gerçekleşen terör örgütünün üst düzey yöneticileri ve Avrupa sorumlularına yönelik “infaz” olaylarının amacının süreci sobote etmek isteyen çevrelerin işi olduğunu kuşkusuz herkes biliyor.
Bugüne gelecek olursak basına yansıyan “İmralı tutanakları” veya notlarının servis edilmesi doğrudan doğruya sürecin akamete uğratılarak kafalarda kuşku yaratıp Müzakere Sürecini tıkamaya yönelik bir adımdır. Bir komplodur, belki Oslo görüşmelerini de gölgede bırakacak cinsten bir komplodur.
Türkiye kamuoyu her şeyin farkında, her ne kadar “vay be!” denilebilecek cümlelerle karşılaşsak ta sağduyu galip gelecektir. Sonuç olarak bu iş ilânihaye sürüncemede kalmayacak. Ya çözülecek, ya çözülecek.
Bir önceki yazımda birkaç örnekle barışa dinamit koyan çevrelerin savaş tam tamcılığına dikkat çekmek için kaleme aldığım yazıda da belirttiğim çevreler bu süreçte de aynı şekilde çığırtkanlık yapmayı sürdürüyor.
Çoğunlukla memurların kullandığı bir forumda yazımızla ilgili epey eleştiri-yorum yapıldı. Üzerinde çok durmak istemesem de oradan yazıya yapılan değerlendirmelere cevap teşkil edebilecek açıklamaları yaptım. Burada ayrıca yazma gereği yok ancak eleştirilerden birisi bizim siteden mesaj şeklinde idi ona kısa bir cevap olması açısından bir hatırlatma yapayım.
Okuyucu özetle diyor ki “eleştiri yapmış olmak için yazılmış bir yazı ve bahsi geçen Sayın Milletvekilinin o hesabı resmi hesap değil. Fan sayfası…”
El cevap: Fan sayfası olduğu doğrudur, ancak bu onun bilgisi dışında olduğu anlamına gelmez. Kaldı ki bir sanatçı bile adına fan sayfası açıldığında sayfa yönetimiyle iletişim kurarak neyin yayımlanıp neyin yayımlanmayacağı veya ne türden resimlerin sayfada bulunacağı ile ilgili istişare yapar. Kendisini zora sokacak haber ve resimlere müdahale eder.
Sayın Milletvekili bu ülkede İçişleri Bakanlığı gibi bir görev yapmış, sayfada olan bitenden haberi yoktur derseniz ki buna ancak güler geçerim…
**
Bu ülkenin insanları barışı ve huzuru her zamankinden daha çok hak ediyor. Artık yeter, kına geldi, yorulduk…
Ne biz ölmekle tükeniriz ne karşı tarafı öldürerek tüketebiliriz. Ölmenin de öldürmenin de bir sonu yok ve sonuca götürmeyecek. Artık kimse ölmesin, kimsenin burnu kanamasın istiyoruz. Slogan atmakla ve dağı taşı bombalamakla çözülseydi bu iğrenç çarpışma (adına ne derseniz deyin, ister savaş ister çatışma)otuz yıldır sürmezdi.
Barış ve huzur içinde bir ülkede dostça yaşamak dileğiyle sağlıcakla kalın…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder